5ccd9a63852a6__mindfulness2.jpg

Kapitalizm bilinçli farkındalık endüstrisini nasıl ele geçirdi?

04.05.2019

Bu seküler teknik ve ahlaki temellerinden göreceli noksanlığıyla, karşıtları tarafından ‘McFarkındalık’ olarak adlandırılan pek çok tartışmalı kullanıma açık hale gelmiştir. (David Forbes, 16 Nisan 2019, Salı)

Resim: Meditasyon uygulamaları. Headspace’in yıllık gelirinin $50m olduğu tahmin ediliyor ve şirketin piyasa değeri $250m.(Foto: PR Company Handout)

Internette, McDonald’s’ın hamburger ikonu (palyaço) Ronald McDonald’ın lotus pozisyonunda oturur halde bir resmi bulunuyor. Bazı Taylandlı Budistler bunu Buda’ya karşı tam anlamıyla bir saygısızlık olarak görürken, diğerleri de,  haklı olarak, Budizm’in, Batı tarafından kolonyalist ve zararlı bir kültürel işgale uğramakta olduğu ve ABD ile Kanada’nın da, Asya Budizm’ine saygı göstermedikleri şeklinde eleştiriyorlar.

Bilinçli farkındalığın teknik, nötr tanımı ve ahlaki temellerinin görece eksikliği, bu seküler farkındalığın, karşıtları tarafından şimdilerde ‘McFarkındalık’ olarak adlandırılan pek çok tartışmalı kullanımına yol açmıştır. McFarkındalık, farkındalık uygulamalarının, kasten ya da istemeyerek, hem Budist hem de İbrahimi önderlerin ego-bağımlılığından kurtulmayı ve herkes için ustalıklı bir merhamet irade etmeyi anlatan öğretilerine ters yönde işleyen, sadece kendine-fayda ve ego-büyütme amaçlarıyla kullanılmasıyla ortaya çıkar.

Kişiyi egosundan kurtarmak yerine, kendini-yüceltmesini teşvik eder; töropatik işlevi, neo-liberal, kurumsallaşmış, militarize ve şahsi kazançlara dayalı bireysel toplumda insanı rahatlatmak, duygusuzlaştırmak, ortama uydurmak ve yatıştırmaktır.

 

 ‘McFarkındalık’ terimi, daha önce, Ron Purser ve David Loy’ın, 2013 yılında online yayınlanan “McFarkındalık Ötesi” adlı makalesinde ilk kullanıldığında, bir savunma hareketini de başlatmıştı. Yazarlar, Budizm’den doğan farkındalığın “köklerinden sökülmüş, seküler bir teknik” olarak uygulamalarının, insanları ve organizasyonları hırs, kötü niyet ve aldatma gibi maraz kaynaklarına karşı uyarmaya hizmet etmeyi beceremediği gibi, genellikle, aslında bu kökleri daha da güçlendirecek banal, töropatik bir kendine-yardım tekniği olarak yeniden biçimlendirildiğini öne sürüyorlardı.

McFarkındalık, bireyin kişisel stresini azaltmayı hedefler ve stresin sosyal sebepleri ile ilgilenmez. Şirketlerde, “farkındalık eğitimi yaygın talep görmektedir çünkü çalışanın huzursuzluğunu yatıştıran, mevcut durumun (statükonun) sükûnetle kabul edilmesini teşvik eden son moda bir yöntem ve dikkatinin kurumsal hedeflere odaklanmasını destekleyen faydalı bir araç haline gelmiştir.” Farkındalığın, strese ve diğer mutsuzluk kaynaklarına sebep olan piyasa kapitalizmine dayalı bir toplumda, kişiye-özel bir uyum sağlamasının çok ötesinde bir etik yapı/sistem talep etmesi gerektiğini söylüyorlardı.

McFarkındalık uygulamaları, sosyal sorunları ruhsallaştırmakta ve tıbbileştirmektedir. Evrensel sevgiye doğru bir uyanışa giden yol olmaktan çok, bir kendini-ayarlama ve duygular üzerinde kişisel kontrol yöntemi haline gelmiştir. McFarkındalık, neoliberalizmin mevcut ahlaki, politik ve kültürel bağlamlarını görmez. Bunun sonucu olarak, bireysel terapize edilmiş ve metalaştırılmış bir toplumun asıl kendisinin başlıca sosyal acı ve stresi oluşturduğunu kavrayamaz. Bunun yerine, ancak yapabildiği en iyi şey, ironik şekilde, bu stresi azaltmak için bize bireysel, ticari mal halinde bir “deva”yı –farkındalığı- geri satmayı teklif etmektir.

Meditasyon aplikasyonları farkındalığı paraya dönüştürür; Headspace’in yıllık gelirinin $50m olduğu tahmin ediliyor ve şirketin piyasa değeri $250m’dır. Bu girişimler, uzun bir geçmişi olan Big Business’e hizmet etmektedir. Silikon Vadisi, faydalı olduklarına dair bir kanıt bulunmayan ancak kazançlı, yüksek teknolojili, pazarlanabilir, “beyin hackleyen” farkındalık aplikasyonları üreterek çok eğleniyor.

McFarkındalık, neoliberalizmin mevcut ahlaki, politik ve kültürel bağlamlarına kördür.

McFarkındalık müdahaleleri, gerçek sosyal ve politik koşulları yok sayarak ya da önemsemeyerek ve bireye, ya da daha çok bireyin beynine odaklanarak, bizlerin diğerlerinden “ayrılamazlığımızı” görmezden gelmektedir. İlişkilerimizi –ve bu nedenle kendimizi de- etkileyen ve oluşturan adaletsiz kültürel kalıplar ve sosyal yapılardan ayrıştırılamayacağımızı görmeyi de reddederler. McFarkındalık, bu nedenle, sosyal eşitsizliklerle mücadele etmek ve insanoğlunun elinden gelen tüm gayretle evrensel merhameti, hizmeti ve sosyal adaleti sağlamak kavrayışının peşinde olan ahlaki beklentiden mahrumdur.

Neoliberal bireyciliğin sosyal bağlamının eleştirel bir hesaplaşması yapılmaksızın, kişinin kendisine odaklanan bir uygulama ve söylem olarak farkındalık, sosyal eleştiri ve değişimi en aza indirger ve mevcut sosyal adaletsizliklerin ve haksız güç yapılarının eksiksiz olarak sürdürülmelerine yol açar. Farkındalık politikaları ile ilgili yazılar yazanlar hakkında, Jeff Wilson; “Farkındalık yazarlarının çoğu, öngördükleri daha nazik, daha arif toplumun oluşturulmasına dair umutlarını da farkındalık kapitalizmine bağlamışlardır” demiştir. Sözde ‘Farkındalık Devrimi’nde, devrimsel hiçbir şey yoktur. Chris Goto-Jones: “Bu devrim değerlerde ya da ekonomik sistemlerde herhangi bir önemli değişim talep etmez… Bir ihtilale göre bu hareket aksine belirgin bir muhafazakârlık taşır. Burada yol gösteren seslerin takipçilerinden bir beklentileri yoktur. Aktivistler haline gelmeleri ya da bir siyasi mücadeleye katılmalarına ihtiyaç yoktur.” diye anlatır.

Terapist Jeremy Safran da: “Bu, farkındalık pratiklerinin, marka kültürümüzde –şu ya da bunu sunduğu vaat edilerek- satılan herhangi bir diğer ticari mal gibi, ürün olarak pazarlanmasıdır… McFarkındalık, inşa edilmiş bir hayalin; idealize edilmiş bir yaşam tarzının; baştan yaratılmış bir kimliğin pazarlanmasıdır.”

Bu metin, David Forbes’in yakın zamanda yayımlanmış (Fernwood Publishing) “Mindfulness and its Discontents” adlı kitabından bir alıntıdır.

The Guardian/ 16 Nisan 2019

Türkçeye çeviren: Çiğdem Ergün

 

ÖNCEKİ HAFTALAR