62b88b6209c26__1.jpeg

Travma kavramını daha geniş tanımlamalı mıyız?

26.06.2022

Ahona Guha

Günümüzde travma kavramı, hem travmatik olarak kabul edilebilecek olayların çeşitliliği hem de travmanın kurbanların yaşamlarına verebileceği zararlar hususunda artan bir farkındalıkla zamanın ruhuna daha önce hiç olmadığı kadar nüfuz etmekte. 2021 Yılın Avustralyalısı ödülünü kazanan cinsel istismar mağduru Grace Tame'in geçtiğimiz günlerde söylediği gibi, “Travma ve bunun neye benzeyebileceği hakkında açık ve dürüst bir tartışma yapmalıyız”. Durum çirkin ya da bir tür uyuşturucu gibi görünebilir. Aynı kendine zarar verme, okulu asma, dürtüsel dövmeler yaptırma ve diğer bilinçsiz, kendine zarar veren uyumsuz başa çıkma mekanizmaları gibi. Tame’in cümlesi travmanın doğurabileceği karanlık ve yıkıcı dürtülere aşina olduğu için travma alanında çalışan klinisyenlere tanıdık gelecektir. İstismar ve travmanın geniş kapsamlı etkileri olabilir ve bazen hayatın kendisini savunamayacak kadar derin acılara neden olabilir.

Tarihsel olarak bakıldığında travma hakkındaki klinik algının çoğu, travmanın (Yunanca "yara" kelimesinden türetilmiştir) fiziksel yaralanmaları içerdiğini varsayması nedeniyle dar bir görüşe sahipti. 20. yüzyılın başlarında, klinisyenler askerlerde travmanın belirtilerini "mermi şoku" ve "savaş nevrozu" gibi terimler kullanarak tanımladılar. Daha sonra travmanın sıklıkla gözlemlenen etkileri travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) olarak yeniden kavramsallaştırıldı. TSSB, travma sonrası travmatik deneyimi hatırlama ve kabuslara ek olarak travma anılarından kaçınma, sürekli olumsuz duygular veya kendisi veya başkaları hakkındaki çarpık inançlar gibi duygusal ve bilişsel değişiklikler ve aşırı tetikte olma gibi tepkisellikteki değişikliklerle gözlemlendi.
/website/assets/images/my1/images/62b9e36c5584c__2.jpeg
TSSB'nin tanı sözlüğüne ilk girdiği zamandan beri travma kavramı travmatizasyonun nedenleri ve nasıl ortaya çıktığı dahil olmak üzere daha kapsamlı bir şekilde ele alındı. Savaşa, saldırıya, tecavüze, rahatsız edici ve yaşamı tehdit eden olayları içeren tüm durumlara maruz kalma gibi birçok deneyimin travma sonrası zorluklara yol açabileceği kabul edildi. Duygusal istismar, finansal istismar, zorbalık ve ihmal gibi davranışlar da dahil olmak üzere doğrudan yaşamı tehdit etmeyen olayların travma sonrası tepkilere yol açabileceğini artık biliyoruz. Travmalar önemli gelişimsel dönemlere denk geldiğinde kişi kendilik kavramı, duygusal gelişim, düşünme ve kişilerarası işlevsellik ile ilgili zorlukları içeren karmaşık bir travma sonrası stres bozukluğu (C-PTSD) geliştirebilir. Travma kavramı aynı zamanda travmatik bir olaya tanık olmanın kişiyi travma sonrası bozuklukların teşhisi için yeterli kabul edilerek ilk müdahale ekipleri gibi profesyoneller tarafından deneyimlenen dolaylı travmatizasyon gibi kavramların tanınmasını da sağlayacak şekilde genişletildi.

Travma kavramının genişletilmesinin bazı olası nedenleri var. “Travma” teriminin kullanım biçimlerinin genişlemesiyle birlikte artık aşırı kullanıldığına dair endişeler de var. Psikolog Nick Haslam, travmanın genişleyen kullanımının toplumun liberalleşmesinin artışının ve ahlaki zararlara daha fazla odaklanmayı yansıtan “kavram kayması” dediği şey tarafından desteklendiğini öne sürmekte. Haslam insan deneyiminin zorbalık ve önyargı gibi olumsuz yönlerine atıfta bulunan kavramların aynı davranışın daha az zararlı biçimlerini ve yeni fenomenleri ifade etmek için zamanla genişlediğini belirtiyor. Michele Cascardi ve Cathy Brown ise belirli psikolojik kavramlara ilişkin anlayışımızın genişlemesinin genellikle anlamlı öne sürerek farklı bir görüş ortaya koydular: "Anlamlı genişleme gerçekleştiğinde bir kavram yeni bağlamlara yeni davranışları dahil ederek zararı azaltabilmek için değiştirilir".

Birincisi, travma mağdurlarına yaşadıklarını ve yaşantıların üzerlerindeki etkilerini anlamlandırmayı ve kabul etmeyi zor bulabilecek kişilere mevcut durumun kabulüne katkı sağlayabilir. Zira kabul edilemeyen bir şeyi anlamak ve tedavi etmek zordur. İkincisi, travmaya neden olabilecek davranışların çeşitliliğini tanımak, geçmişte zararlı olarak kabul edilmemiş bazı davranışlardan bugün insanları korumamızı sağlar. Örneğin, evlilik içi tecavüz uzun zamandır bir suç olarak bile kabul edilmemişti. Zorbalık sadece son on yılda yasalarda ceza gerektiren bir suç olarak kabul edildi. İnsanlar, tarihsel olarak normal kabul edilen davranışların ciddi zararlara yol açtığını ve durdurulması gerektiğini yavaş yavaş anladılar. Böylece daha adil ve daha nazik bir topluma doğru adımlar atılması mümkün olabilir.
/website/assets/images/my1/images/62b9e509e8dbb__3.jpeg
Bununla birlikte, popülerleşen birçok fenomende olduğu gibi sosyal medyanın merceğinden hadiseye bakıldığında travma kavramı çarpıtılmaya başlandı. Travmanın kendini gösterebileceği daha karanlık ve daha zor olanlardan bazılarına dikkat çekilirken sosyal medyanın yansıttığı manzara mükemmeliyetçilik, yüksek kaygı, insanları memnun etme ve rahatlama güçlüğü gibi sözde semptomlara odaklanmaya eşlik eden bir sözde bir travma aydınlanması yaşatıyor. Sosyal medya kanallarının görece zararsız davranışları ve bazı pratikleri travma belirtileri olarak nitelendirdiğini görmek artık yaygın bir durum haline geldi. Örnek olarak bir programı tekrar tekrar izlemek, basit kararlar vermekte zorlanmak, aşırı hazırlık yapmak, aşırı analiz yapmak ve savunmaya geçmek verilebilir. Açık olmak gerekirse, bunların hiçbiri mevcut tanı kriterlerine göre travma bozukluklarının klinik belirtileri arasında değildir. Bunlar, bazı insanların travma geçirdikten sonra uyum sağlamaya çalışırken geliştirdikleri alışkanlıklar olabilir, ancak aynı zamanda sadece mizaç farklılıkları veya insanların hız tempolu bir dünyaya ayak uydurmak için öğrendikleri işlevsel yöntemler de olabilir.

Bazı davranışların travma kaynaklı olduğunu anlamak için dikkatli bir psikolojik araştırma ve psikopatolojinin içerdiği nüansları anlayabilmek gerekir. Travma sonrası hayatta kalanların psikoterapiye başvurdukları yaygın travma tepkileri yukarıda sıralanmış olan davranışlardan çok daha şiddetlidir: intihar düşünceleri, kendine zarar verme, uyuşturucu kullanımı, kendinden nefret etme, engelleyici kaygı, yeme bozuklukları, saldırganlık, şiddet. Travma, travmatik deneyimle ilişkili olan çeşitli klinik zorluklar ve travma geçiren birinin aldığı majör depresif bozukluk, yaygın anksiyete bozukluğu ve sınırda kişilik bozukluğu gibi birçok tanının eşlik edebildiği oldukça karmaşık bir olgudur. Klinik çalışma ise kişiyi travma merceğinden yeniden tanımayı ve TSSB için kullanılan bilişsel terapi gibi uygun olabilecek bir tedavi yöntemi belirlemeyi de içerir.

Travmanın karmaşıklığı aynı zamanda ruhu gerçekten yaralayan olaylar ile zorlayıcı olan ancak travmatik olmayan olaylar arasındaki belirsizlikleri içerir. Bu sınırların tam olarak nerede olduğu oldukça belirsizdir. Ancak “Zor bir deneyimden sonra endişe duyuyorsanız travma geçirmişsiniz demektir” gibi bir sonuca varmak da o kadar basit değildir. 
/website/assets/images/my1/images/62b9e5242083f__4.jpeg
Traumabait* (travma yemi) kelimesi ile kastettiğim travmanın aşırı kapsayıcı kullanımıdır. Çoğu zaman, bir ürün veya fikir satmak isteyenler veya kendilerini sosyal medya fenomeni olarak görenler ve travmanın piyasa değeri olduğunu düşünenler tarafından bu geniş kullanım tercih ediliyor gibi görünüyor. 

Travma kavramının aşırı kullanımı bazı riskleri de beraberinde getirebilir. Bu riskler aşırı veya yanlış teşhis ya da kendi kendine teşhis koyma olabilir. Örneğin, TSSB'nin yanlış teşhisi; uygun tedaviye erişimde bazı gecikmelere yol açabilir, sınırlı tedavi kaynaklarının daha fazla ihtiyacı olanlardan uzağa yönlendirilmesine ya da psikolojik esneklik ve dayanıklılıkta azalmaya hatta diğerlerini dışlamak için bir sorun veya bir dizi semptoma aşırı odaklanmaya yol açabilir. Kendi kendine teşhis koyduktan sonra TSSB için yardım arayan kişilerle klinik ortamda karşılaştım. Bazı durumlarda dikkatli bir klinik değerlendirme sonucunda TSSB için tanı kriterlerini karşılamadıklarını ve travma temelli olanlar dışındaki tedavi müdahalelerinin bu kişiler için gerekli olduğu görüldü. Bazı durumlarda ise otizm spektrum bozukluklarının neden olduğu duyusal bunalma gibi insanların travmaya atfedebileceği semptomlar da açıklığa kavuştu.

İlginç bir şekilde “travmanın” aşırı kullanımının sosyal medyada sık kullanımına şahit olsam da terapi odasındaki deneyimlerim bundan oldukça farklı. Pek çok danışan, başlarına gelen zorlayıcı şeyleri adlandırmakta güçlük yaşar ve “Aslında o kadar kötü değildi” gibi şeyler söyler. Mesela, sosyal kaygı gerçekten de bir travmanın yansıması olabilir ya da tehlikeli bir dünyayla karşı karşıya kalındığında öğrenilmiş olan bir tepki de olabilir.


Terapi uygulamalarımda travmanın oldukça geniş bir tanımını kullanmayı faydalı buluyorum. Travmatik tepkilere neden olan olay türü ile travma oluşturmayan tür arasında kesin ve net sınırlar yoktur. İlk kılavuz olarak genellikle TSSB ve C-PTSD için resmi tanı kriterlerini kullanırım ve ardından bu olayların gelişmekte olan bir kişilik üzerindeki etkisi ve birinin bu olaylardan çıkardığı anlam da dahil olmak üzere danışanların yaşadığı sıkıntıları araştırırım. Danışanların “travma” kelimesi de dahil olmak üzere kullanmak istedikleri terminolojiyi kullanmalarına izin vermeyi büyük ölçüde yararlı buluyorum.

/website/assets/images/my1/images/62b9e5424a7e9__5.jpegTerapistler, tıpkı bizim tecavüz hakkında konuştuğumuz gibi, zorbalıktan bahsederken genellikle “travma” kelimesini kullanırlar. Bununla birlikte, patolojikleştirmemiz gerekmeyen birçok zorlu insan deneyimi de vardır. Danışanların, travma alanına girmeden (bir kardeş tarafından alay edilmek veya bir eş tarafından aldatılmak gibi) bazı şeylerin zor olduğunu fark etmelerine izin verebiliriz. Travma etiketini koyarak onu meşrulaştırmaya gerek kalmadan sıkıntıyı kabul etmek, dikkate almak ve yatıştırmak mümkündür. Benzer şekilde, evlilik ilişkileri, arkadaşlarla kavgalar veya kardeş rekabetleri gibi zor kişilerarası durumlarla karşılaşmak normaldir ve hatta bu durumlarla yüzleşerek dayanıklılık ve kişilerarası beceriler geliştirmek mümkün olabilir.

Travmatik ve üzücü olay arasındaki farkı anlamak, insanların psikolojik esneklik ve dayanıklılık ile karakterize edilen sağlıklı kimlikler geliştirmelerine yardımcı olmak için çok önemlidir. Akıl sağlığı terimlerini ortak bir dilde buluşturmak, farkındalık yaratmak için değerli olsa da insanların yaşadıkları zorluklara ilişkin yararlı kavramsallaştırmalar geliştirmelerini sağlamak için bu terimleri makul bir şekilde kullanmak önemlidir. Sınırların dışında kalan bir travma anlayışı, yardımcı olmaktan çok zarar verici olabilir. 

Çeviren: Uzman Klinik Psikolog Rabia Yavuz
Eposta: rabia.yavuz@gmail.com
Instagram: https://www.instagram.com/klinikpsikolograbiayavuz

Kaynak: https://psyche.co/ideas/a-broad-definition-of-trauma-is-useful-an-open-ended-one-isnt
*Çevirmen notu: Travma ve cazibe kelimelerinin bir arada kullanılışı ile travma kelimesinin bir yem gibi kullanımına işaret etmektedir. 


Facebook
Facebookta Paylaş
Twitter
Twitterda Paylaş
Twitter
E-Posta ile Paylaş
Whatsapp
Whatsappta Paylaş

ÖNCEKİ HAFTALAR