Kemal Sayar

ÇOCUKLARDA AHLAKİ ZEKA

Bilimsel Yayın

ÇOCUKLARDA AHLAKİ ZEKA

ÇOCUKLARDA AHLAKİ ZEKA

Dr. Michelle Borba’dan özetleyen Psikolog Ayşe Karaca

 

Borba’ya göre ahlaki zekanın üç sac ayağı bulunmaktadır. Bunlardan birincisi, doğru ile yanlışı birbirinden ayırt edebilme gücü, ikincisi güçlü etik inançların kurulması ve devamlılığı, üçüncüsü ise bu inanç temellerinde erdemli bir şekilde davranma istekliliğinin olmasıdırAhlaki zeka yedi temel erdem üzerine inşa edilmektedir. Bunlar: empati,vicdan, öz-kontrol, saygı, nezaket, hoşgörü ve hakkaniyettir. Bu yedi erdemi daha detaylı bir şekilde inceleyecek olursak;

1-                 EMPATİ:

Empati geliştirme yeteneği insanlarda doğuştan vardır. Ancak bu gelişim garanti altına alınmış değildir. Beslenmediği sürecebu yetenek atıl kalır ve gittikçe de körelir. Bu noktada birkriz doğmaktadır. Geçmiş yıllarda yapılan araştırmalara göre çevresel faktörlerin empati geliştirme yeteneğini körelttiği ortaya çıkmıştır. Empati gelişimi esnasındaki krizleri beş temel noktada özetleyebiliriz; Birincisi ebeveynlerin duygusal uygunsuzluğu ki çocukta empati geliştirmek ve bakış açısı oluşturmak için ebeveynlerin hayatiderecede önemi bulunmaktadır. İkincisi, çocuğu destekleyecek bir babasının olmamasıdır. Çocuklar bu dönemlerde desteklere ihtiyaç duymaktadır. Üçüncüsü, şiddet içerikli medya görüntülerinin engellenmesidir. Dördüncüsü, çocukların hislerini saklama eğilimlerinin artmasıdır. Beşincisi ise, çocuğun ilk üç yaşa kadar çocuğun duygusal gelişiminin tatmin edici düzeye gelene kadar aile ortamının şiddet içermesidir.

Borba’ya empati, başkalarının kaygı ve düşüncelerinianlayıp hissetmektir. Bunun üç adımı bulunmaktadır. Bunlar; farkındalık ve duygusal kelime haznesini canlandırmak, başkalarının fikirlerine karşıduyarlılığı geliştirmek ve diğer insanlarının bakış açılarına karşı empati geliştirmektir.

Empati sayesinde çocuklar siddet içeren davranışlardan kaçınırken, diğer insanlara arkadaşça yaklaşan bir duygusal yapıya sahip olurlar ve başkalarının acılarını ve hüzünlerini kendileri de hissederler. Örneğin empati duygusu gelişmiş bir çocuk başkası ağladığı zaman kendileri de ağlamaktadırlar.

2-                 VİCDAN:

Amerika’nın 20. yy’nın son on yılı ahlaki erozyon çağı olarak adlandırılabilir. Hükümet yetkililerinin skandalları, yozlaşmaları, intihar, zina, zararlı madde kullanımı bu çağda önemli bir artış göstermiştir. İnternette gittikçe artan bir düzeyde nefret, satanist, terörist, pornografik grupların sitelerinin kullanımı yaygınlaşmıştır. Silah satışları bomba yapma talimatları internette çokça yer almaktadır. Televizyonda cinsel içerikli yayınlar fazlalaşmış, müstehcenlik ve cinsel içerikli yayınlar ve sinisizmdeki artış dikkat çekmektedir. Şarkı sözleri ve video oyunları gittikçe daha kaba bir hale gelmiştir. Ancak istatistiklerde bu durum çok gözlenmemektedir. Amerikan pediatri akademisinin raporuna göre; Amerika dünyadaki en zengin ilk yirmaltı ülke içerisindeki en yüksek genç intihar ve cinayet oranlarına sahiptir. Buradaki asıl ciddi nokta ise bu gençlerin merhametsiz olması ve de davranışlarında herhangi bir yanlışlık görmemesidir.  Bu sıkıntılara sebep olan zayıf vicdanlı olma durumuna yani  zayıf vicdanın meydana getirdiği krizlere sebep olarak altı etmen gösterilebilir. Birincisi,  gençlikteki şiddetin yükselişidir. İkincisi, akran eziyetindeki artıştır. Milli eğitim vakfının tahminlerine göre hergün 160.000 çocuk akran eziyetinden dolayı devamsızlık yapmaktadır. Üçüncüsü, erken yaşta hırsızlık yapılmasıdır. Dördüncüsü, genç yaşlarda hile yapmanın tırmanmasıdır. Beşincisi, cinsel partner sayısındaki artıştır. Altıncısı, madde bağımlılığındaki artış olarak ifade edilebilir. Bprba’ya göre vicdan, doğruyu yanlıştan ayırmaya ve ayırdığında ise suçluluk duymamasına yardım eden iç ses olarak tanımlamıştır. Ahlakigelişim sürecinde vicdan üç adımda şekillenir. Bunlar: etik gelişim için bağlam yaratmak, vicdanı ve rehber davranışı güçlendirmek için erdemleri öğretmek ve çocuklara doğru ve yanlışı ayırt edebilmeleri için etik disiplini canlandırmaktır.

3-                 ÖZ-KONTROL:

Borba’ya göre öz-kontrol potansiyel zararlı hareketler durduran ahlaki bir kas gibidir. Öz-kontrol bunu çocuklara eyleme geçmeden önce düşünmekiçin birkaç saniye kazandırarak yapar. Öz-kontrolün empatinin ve vicdanın olmaması durumunda çocuklar patlamaya hazır bir bombaya benzemektedirler. bu üçü arasında uzmanlara göre en çok eksikliği görülen öz kontroldür. Zayıf Öz-kontrol krizlerine ise dört etmen neden olmaktadır. Birincisi, aşırı çalışan stres yüklü ebeveynlerdir. İkincisi, erken istismar ile travma yaşanmasıdır. Üçüncüsü, eğlencede kontrol dışı davranışların yüceltilmesidir. Dördüncüsü, kendi iç sınırlamaları ve iç kontrolü yerine dışsal faktörlerden medet ummasıdır. 

Öz-kontrol çocuklar kalben ve aklen doğru hissettikleri şeyi ve bildikleri şeyi yapabilsinler diye çocukların davranışlarını düzenlemelerine yardım eden unsurların bütünüdür. Harekete geçmeden önce çocuğun durup düşünmesi ve bu sayede içerden veya dışardan gelen baskılara anında tepki vermek yerine doğru olana tepki verme yetisini kazanmasıdır. Öz-Kontrol oluşturulması için de gerekli olan bazı etmenler bulunmaktadır. Bunlar: Çocuğunuza öz-kontrolü modelleyebilmesi ve özelleştirebilmesi, çocuğunuzun kendi kendini motive edebilmesi için teşvik etmek ve çocuğunuzun har ekete geçmeden önce sorunlarla nasıl mücadele edeceğini düşünebilmesidir.

4-                 SAYGI:

Child adlı magazinin yaptığı ankete göre; yetişkinlerin yalnızca %12’si çocukların diğerlerine genel anlamda saygılı olduğunu düşünmektedir. Ayrıca New-York Times tarafından ülke çapındayapılan bir ankete göre ise; katılımcılar ebeveynlerin %93’ü çocuklara dürüstlük saygı ve sorumluluk öğretmede başarısız olduklarını düşünmektedirler.  Saygısızlık krizi olarak adlandırılan bu krizlere temelde dört etmen neden olmaktadır. Bunlardan birincisi, terbiyedeki azalış ve müstehcenlikteki artıştır. İkincisi, Altın kuralın ortadan kalmasıdır. Üçüncüsü, otoriteye karşı saygısızca davranışlardır. Dördüncüsü ise çocuklara yönelik yetersiz saygıdır. Etrafındakilere kibar davranma, teşekkür ederim,lütfen gibi kelimeleri kullanabilme yeteneğidir. Bir çocuğun saygı erdemine sahip olabilmesi bazı etmenleri içermektedir. Bunlar: saygının anlamını öğreterek ve modelleyerek kavratmak, otoriteye saygıyı geliştirmek ve kabalığı bastırmak ve son olarak nezaketi özendirmek ve kibarlığı ve iyi davranışı vurgulamak.

5-                 NEZAKET:

Nezaketsizlik krizlerine dört aktör neden olmaktadır. Bunlardan birincisi, ebeveyn ve yetişkinlerdeki rol model eksikliğidir. İkincisi, nezaket için yetersiz teşvikin bulunmasıdır. Üçüncüsü, nezaketsiz akranların çocuklar üzerindeki etkileridir. Dördüncüsü ise, nezakete karşı duyarsızlıktır. 

Nezaket ise başkalarının iyiliğini duygularını önemsemek ve davranışlarını bu yönde düzenlemek. Nezaketi oluşturmanında üç unsuru vardır. Nezaketin anlamını ve değerini öğretmek, kabalık ve nahoş davranışlara karşı sıfır tolerans geliştirmek. Nezaketi özendirmek ve olumlu etkilerini vurgulamak.

6-                 HOŞGÖRÜ:

Hoşgörüsüzlük birçok şekilde ifade edilebilmektedir. Sözlü, fiziksel ya da bu ikisinin karışımı şeklinde olabilmektedir. Ancak her hoşgörüsüzlük durumunda, hoşgörüsüzce davranan kişi soğukkanlı bir saygısızlık sergilemekte ve karşıdaki kişinin ırkını, yaşını, dinini, özrünü, inancını cinsiyetini, görünüşünü ya da cinseltecihini hedeflemektedir. Bu kişi neyi hedeflerse hedeflesin bu hoşgörüsüz davranış karşıda acı hissi uyandırmaktadır. Rakamlara göre, gençlerimiz çok ciddi düzeylerde ahlaksız ve hoşgörüsüz davranışlar sergilemektedir. Araştırmacılara göre ise en büyük nefret suçları ondokuz yaşın altında işlenmektedir. Eğer çoçuklarımızın 21. Yy’ın etnik çeşitliliğe sahip ortamında bir harmoni içerisinde yaşamasını istiyor isek işte bu altı erdemi beslemeliyiz.  Hoşgörü geliştirme krizleri temelde dört faktörden kaynaklanmaktadır. Bunlardan birincisi, ahlaki izleme yoksunluğudur. İkincisi, içsel nefret sitelerine erişebilirliktir. Üçüncüsü, gençlerde nefret içeren müziklere, ırkçı kliplerin çekilmesidir. Son olarak dördüncüsü ise, televizyondaki basmakalıp ve önyargılı görüntülerdir. İnançlarını ve davranışlarını önaylamaz-sak da, aynı fikirde olmasak da bütün insanlara değer vermek ve saygılı davranmak, farklılıları kabul etmek, önyargılı davranmamaktır. Hoşgörüyüde meydana getiren üç adım vardır: Erken yaşlardan itibaren hoçgörüyü inşa edip besleyebilmek, farklılıkları takdir edecek telkinlerde bulunmak ve klişelere ve önyargılara karşı gelmek.

7-                 HAKKANİYET:

Hakkaniyetsizlik krizleri dört faktöre dayanmaktadır. Bunlardan birincisi, erken bağlanma problemleridir. İkincisi, çocukların rol modellerindeki bozulma, dejenerasyondur. Üçüncüsü, rekabete vurgu ve rekabetin kutsanmasıdır. Dördüncüsü ise, çocukların yaratıcı ve serbest oyunlarındaki azalma, oyun oynarken belli kalıplara çocuların hapsedilmesidir. Bu durum çocukların olumlu yaratıcı fikirler geliştirmesini engellemektedir. Hakkaniyet, dürüst ve açık görüşlü olmayı ve adaletli davranmayı koşullayan bir erdemdir. Bu erdeme sahip olan çocuklar oyunları kurallarına göre oynar, sıraya riayet eder, paylaşır ve yargılamadan önce bütün tarafları dinler. İşte bu yedinci erdem çocukların ahlaki meselelere olan hassasiyetinin seviyesini belirlemektedir.  Açık fikirli olmayı ve adil ve hakkaniyetli davranmayı tercih etmek. Bunun inşasındaki üç adımda şöyledir;Çocuklarınıza adilş davranmak, çocuklarınızın adil davranmayı öğrenmelerini salık vermek, adaletsizlik ve haksızlık karşısında dik durmayı öğretmek.

Görüntüleme Sayısı : 4290
Kemal Sayar Kemal Sayar Valid CSS!
Copyright © 2013-2017 Kemal Sayar Tüm hakları saklıdır. © Web Tasarım