Kemal Sayar

Bir bebeğin günlüğü - Kemal Sayar

Seçtiklerim

Bir bebeğin günlüğü

Daniel Stern den çeviren Uraz Oktay

Bebeğin Yaşamında Açılan Dünyalar

Bu kitap Joey adlı bir bebeğin "günlüğü"dür. Bu günlük bebeklerimizin günlük yaşamlarına dair sorulara cevap verebilmek amacıyla yazılmıştır. Bebeğiniz yüzünüze veya duvardaki bir gölgeye bakarken ne düşünüyor? Açken, tokken, üzgünken veya sizinle oynarken ne hissediyor? Peki bunlara nasıl cevap verebiliriz?

Joey'in deneyimleri ve sesi kurgu da olsa ben bu kurguyu üç kaynaktan oluşturdum; bebeklerle ilgili araştırmalara dayanan bilgi, bu gerçeklere dayanan spekülasyonlar ve benim kendi hayalgücüm. Gerçeklerden başlayalım. Bebeklik hakkında ne biliyoruz?

Son otuz yıldır bebeklerle ilgili yapılan bilimsel gözlemlerde bir devrim gerçekleşti. Bu araştırmalar birbirlerine kapı açan bir şekilde birikerek bir ilerleme kaydetti. Buna televizyon gibi teknolojiler de katkı sağladı. Televizyon ve kameranın sayesinde gözlem ve bu gözlemin incelenmesi kolaylaştı. Joey'in günlüklerini dayandırdığım bilimsel çalışmaların bir kısmı benim otuz yıllık çalışmamdan diğerleri ise dünyanın her yerindeki araştırmacılardan gelmektedir.

Bu bilginin bir kısmının kaynağı ise benim aile ve bebeklerle süregelen otuz yıllık ilişkimdir. Kendi beş çocuğumun yanısıra profesyonel olarak da birçok bebeği gözlemleme şansım oldu.

O halde bu günlüğün hangi kısmı hayal gücüne dayanıyor diye sorarsanız buna cevap vermek oldukça zor. Bu kurgunun hangi kısmının anılardan, hangisinin gerçeklerden, hangisinin ise benim zihnimden türediğini bilmek nerdeyse imkansız. Biz yetişkinlerin dünyayı algılamak için birçok yolumuz var. Bu algılarda bazen mantığımız bazen de hislerimiz ön planda oluyor. Benim önkabulüm bebeklerin henüz rasyonel yaklaşımlarını geliştiremedikleri için dünyayı ağırlıklı olarak hislerin çerçevesinden algıladıkları ve bu hislerin bebeklikle beraber yokolmadığı yönündedir.

Aslında beni Joey'in günlüğünü yazmaya götüren başka bir kişisel kaynak daha var. Ben iki yaşındayken bir enfeksiyon dolayısıyla geçirdiğim ameliyat yüzünden uzun süre kapalı kalmıştım. Ziyaret saatleri kısıtlıydı. O yaşta çok az kelime konuşabiliyor ve söylenen sözlerin çok azını anlayabiliyordum. Fakat benim için ne olup bittiğine dair bir hissim olması önemliydi. İnsanların yaptıklarına, nasıl kımıldayıp yüzleriyle ne gösterdiklerine, ne söylediklerine ve bunu nasıl söylediklerine odaklandığımı hatırlıyorum. Sözlere değil ama müziğe ilgi duyuyordum. Kısa sürede iyi bir gözlemci ve sözel olmayanı okuyabilen bir çocuk olmuştum.

Bunu tüm bebekler öğrense de bu kapalı kalma hali bunun bende erken gelişmesini sağladı. Yetişkin olarak da hep sözel olmayan dünyaya önem verdim ve iletişim kuran ama sözler kullanmayan çocuklarla çalıştım.

Ailelerin bebeklerin deneyimlerinin neler olduğunu bilmesi neden önemlidir? Bunun cevabı ailelerin de sözel olmayan konusunda usta oldukları. Başka seçenekleri yok. Bebekler söz konusu olduğunda bunu yapmak zorundayız.

Bir bebeğin içsel yaşantılarını hayal edebilme ihtiyacı kafamda aileler ve bebeklerini gözlemlediğim zaman netleşti. Bebeğinizin kafasında neler olup bittiğini bilmeye ihtiyacınız olduğu pek çok zaman olur. Birini sevdiğinizde onunla hislerinizi paylaşmak istersiniz. Yakınlık ve empati de burada başlar.Bebeğinizin ne hissediyor olabileceğini hayal edebilmek hem siz hem de bebeğiniz açısından önemlidir. Onun ihtiyaçlarına daha kolay cevap vermenin yanısıra onun dünyasını şekillendirecek ve kendini tanımlayacak veriyi ona sizin yorumlarınız sunacak.

Klinik uygulamalarımda, ailevi yapılanmanın ve aile beklentileri ve inançlarının çocukları ne kadar güçlü etkileyebildiğine tanık oldum. "Aynı babasına benziyor, sessiz ve güçlü" ya da "Umarım benim gibi korkusuz olur". Ailelerin kendi geçmiş ve bugünlerinden üretilen bu hikayeler derin istekler ve korkular yansıtır. Ailelerin çocuklarına dair kurdukları hayallerin çocuğun kişiliği ile tamamen uyumsuz olması çatışma yaratır. Bu yüzden de bebeğinizin içsel süreçlerinden haberdar olmak önemlidir.

Joey günlüğünde her anne babanın aşina olduğu olaylara değiniyor. Günlükler geçmişteki olayların kayıtlarıdır. Bebeklerin yazmak, konuşmak ve hatta düşünmek için bile kelimeleri olmadığı için Joey'in sesini ben yarattım. Joey büyüyüp de hafızası geliştikçe günlükteki tanımlar da daha uzun ve ayrıntılı olmaya başlıyor.

Joey'in anlattığı olayları üç açıdan görüyoruz; bunlardan ilki Joey'in bunlara dair tanımları, ikincisi sesi üçüncüsü de bu yaşantılara dair benim görüşlerim.

Aynı olayların farklı yaşlardaki yansımaları Joey'deki gelişimi daha net görmemizi sağlıyor. Büyüdükçe Joey yeni dünyalara adım atıyor ama önceki girdiği dünyaları da tamamen ardında bırakmıyor. Her dünya bir öncekine yeni birşeyler ekliyor. Biz bu dünyaların hepsinin içinde yaşıyoruz. Birbirlerinin üstüne biniyor ama yokolmuyorlar.

DUYGULARIN DÜNYASI: 6 HAFTALIK JOEY

Gün Işığı Yaması: 7:05 A.M.

Joey henüz daha yeni uyandı ve karyolasının yanındaki duvara düşen gün ışığına bakıyor. Odasının içindeki çoğu şey içinden Joey'in dikkatini çeken duvara yansıyan gün ışığıdır. Duvarın diğer kısımlarıyla karşılaştırıldığında, gün ışığının duvardaki yansımasının parlaklığı, yoğunluğu ve tezatlığı Joey'in ilgisini çeken unsurlardır. Bebek sekiz haftalıkken mükemmel olmasa bile epey iyi görmektedir. Joey şimdiden farklı renklerin, şekillerin ve yoğunlukların farkındadır. Ve Joey'in neye bakmak istediğini ve kendisini neyin mutlu ettiği hakkında doğuştan gelen güçlü tercihleri vardır. Bu tercihlerin belirlenmesinde yoğunluk ve tezatlık listenin en başında gelen unsurlardır. Bir bebeğin sinir sistemi ışığın, sesin ve bir dokunuşun yoğunluğunu değerlendirebilecek düzeydedir. Karşısındaki bir şeyin onda uyandırdığı hissin yoğunluğu ona birşeye yaklaşmak ve uzak durmak konusunda ulaşan ilk ipucudur.Duyguların yoğunluğu onun kaçınmasını sağlayan şeydir.Merak ve ilgisini, içsel canlanmasını yönetecek şekilde yönetebilir. Ona ulaşan uyaran çok yoğunsa kaçınmayı, orta yoğunluktaysa yaklaşmayı ve incelemeyi biliyor. Bu günışığı ve duvarla oluşturduğu kontrast da onun için orta yoğunlukta ve ilgisini çeken bir uyarandır.

Bu yaşlarda Joey net çizilmiş bir çerçevede kalan alanlara da ilgi duyar. Günışığıyla dolan kare kısmın kenarları onun dikkatini cezbetmektedir.

Joey parlayan yerin "orada" olduğunu, örneğin "burada" elinin ulaşabileceği mesafede olmadığını nasıl biliyor? Bu kadar küçükken bile Joey mekandaki mesafe ve koordinatları hesaplayabilir. Kısa süre içinde de alanı, kendi ulaşabileceği yakın alan ve onun ötesindeki uzaklık olarak ikiye bölmeyi de öğrenecektir. Birkaç ay içinde de istediği şeylere uzanıp onları almaya başlayacak. Onun alan anlayışı şu anda bir yetişkindeki gibi süreklilik ve ulaşılmazlık arzetmiyor. Onun alanı kendi kollarının yarıçapında çizilmiş bir balon içinde sınırlı. Kör bebekler bile ses çıkaran nesneleri sadece bu mesafe içindeyse yakalamaya ve tutmaya çalışırlar.

Günışığı Joeyin ilgisini cezbettiği için Joey ona görüşünün ve ilgisinin tüm gücüyle bakıyor. Bu yaşlardaki bebekler küçük bir noktaya bile gözlerini dikip uzun süre bakabilir. Örneğin, çocuğunuzu kucağınıza aldığınızı düşünün, ne yaparsanız yapın yüzünüze değil yüzünüzün kenarına doğru bakıyor. Bu durum bazı anne babalara bebeklerin kendilerine ilgi duymadıkları hissini verse de böyle bir anlam ifade etmediği gibi "zorunlu dikkat" adı verilen normal bir durumdur. Bebeğinizin ilgisini bazen çok kolay çekebilir bazen de onu gözlerini diktiği yerden uzaklaştıramazsınız. Bunun sebebi bebeklerin yüzünüze yani resmin kendisine değil, resmin çerçevesinin bittiği yere odaklanmayı sevmesidir.

Joey ışığın bittiği yere baksa da bu resmin yani ışığın hiçbir kısmını görmediği anlamına gelmez. Farkında olmasak da görüş odağımızı, ilgi odağımızdan ayırdedebiliriz. Tek bir noktaya baksak da görüş alanımızın içinde olan o nokta dışındaki şeylere de dikkat edebiliriz. Joey de o tek noktaya gözlerini dikmiş dursa da ilgisi ondan uzağa kaymaya başlar. Bir sayfada duran tek bir noktaya baktığımız zaman nasıl çevresindeki bazı şeyleri değişik renk ve biçimlerde veya hareketli görmek gibi illüzyonlar yaşıyorsak, Joey de günışığı bölgesinin içinde farklı renkler hareketler görmeye başlar. Bu yaştaki bebekler renkleri ayırdedebilir. Duvarın geri kalan kısmına oranla sarımsı görünen ışıklı bölge, sıcak renklerin daha yakın görünmesi sebebiyle Joey'e yaklaşıyor gibi görünür. Bu hareket esnasında Joey çevredeki herşeyi hareketle ilişkili olarak görür. Bu gösteri bebeğin sadece gözlerini değil tüm sinir sistemini ele geçiren bir uyarandır. Bebekler uyarılma ve heyecan hissetmeyi çok sever. Bunun dışında uyaranların az olduğu veya değişmeden durduğu durumlardan da kaçınmaya başlarlar. Bu yüzden Joey günışığında gördüğü hareketten bir süre sonra sıkılmaya başlar ve bakışlarını duvardan uzaklaştırır.

Alan Şarkıları: 7:07 A.M.

Joey şimdi karyolasının parmaklıklarından öteye doğru bakmaya başladı. Ve birdenbire alanın bir parçası gözünü aldı. O da şarkı söylüyordu ama şarkısı ilkiyle uyum içindeydi. Bu uyumlu şarkının içinde birden bir yıldız parlayıp çabucak kayıyor.

Joey karyolasının kendisine en yakın duran parmaklığına baktığında birdenbire onun kendi yakın mesafesindeki varlığının farkına vardı. Parmaklık hemen ilgisini çekti. Ona yakındı ve boşlukta net ve parlak bir duruşu vardı. Joey için bu parmaklık sadece bir tahta parçasından ibaret değil, ona göre parmaklık farklı bir hacim ve duruş, alanın geri kalanından daha değişik bir duygusal ton ifade ediyor. Bu duygusal tonu belki bizim soyut bir heykel çalışmasından aldığımız zevke benzetebiliriz.

Üç haftalık bir bebeğe daha önce hiç görmediği bir meme uzatıldığında onun hissetmek için emmeye başlar ve daha sonra bu memeyle başka hiç görmediği bir memeyi bir arada karşısına çıktığında önceden emmiş olduğu memeye daha uzun süre bakar. Bu yüzden onu yeni olandan ayırabildiğini ve tanıdığını biliyoruz.

Joey için de karyola parmaklığının inceliği, rengi gibi herbiri onda hisler uyandıran soyut özellikleri vardı. Parmaklık onun için tıpkı bazı şarkıların bizim için olduğu gibi duygusal bir deneyimdir. Şimdi de yine yakınlardan bazı farklı notalar da şarkıya katılmaktadır. Joey başka parmaklıklar olduğunun da farkına varmaya başlar.İlk parmaklığı görmek diğerlerini görmesine zemin hazırlamıştır. Bunun tam olarak nasıl gerçekleştiğini bilmesek de Joey'in gördüğü ilk parmaklık ona hissel olduğu kadar da görsel bazı aktivasyon örnekleri sunmuştur. Bu aktivasyon hazırken Joey, dışındaki dünyada buna tekabül edecek benzer örnekler bulmaya daha meyillidir.

Joey gözlerini ikinci parmaklığa çevirir. İkinci parmaklık benzer ama aynı olmayan bir deneyimdir. Joey az da olsa iki parmaklık arasında bir farklılık olduğunun ayırdına varır; uzaklık, açı, ışık alma gibi.

Eğer Joey iki parmaklığı birden aynı anda aklında tutabilirse, bunlar uyum içindedir. Ama tutamazsa şarkılarını önce birinden sonra diğerinde solo halinde duyar. Üç dört aylık olana kadar bebekler sadece tek bir şeye odaklanabilir, ikinci bir nesneye odaklandıkları zaman ilkini unuturlar. Fakat yine de her deneyim ardından bir anı pırıltısı bırakır. O yüzden de yeni duymaya başladığı şarkının arkasında kısık sesle duyduğu başka bir melodi de vardır.

Öndeki parmaklıklar ve arkaplandaki duvar arasındaki etkileşim Joey için başka bir çarpıcı uyarandırır. Bebekler de yetişkinler de alan ve nesneleri uzamsal sıklık içinde algılarlar.

Açlık Fırtınası: 7:20 A.M .

Joey'in en son emzirilmesinin üzerinden dört saat geçtiği için alt dudağı sarkar. Bir süre sonra bir ağlama tutturur. Açlık hissi hafif başlayan ama çok büyük bir hızla güçlenerek devam eden bir duyumdur. İlk başlangıçta zayıfken Joey'e küçük bir rahatsızlık veriyordu fakat büyüdükçe bebeğe dünyasındaki bir şeylerin ters gittiğine dair güçlü bir duygu vermeye başladı. Bu düzensizlik aşamasında dünya Joey'e parçalanmış ve ayrılmış görünür. Şu ana dek takip ettiği tek ve sürekli olayda boşluklar oluşmaya başlar. Dolayısıyla Joey'in deneyimi de parçalanır; kollarını ve bacaklarını parçalanarak uzayda uçuyormuş gibi hissetmeye başlar.

Joey'deki en çok düzensizleşmiş olan şey de soluk alıp vermesidir. Açlığı büyüdükçe solukları da kendi ritmini yaratmaya başlar. İlk önce hızla ve derin derin soluk alıp vermeye başlar.Sonra sesi devreye girer. Açlık hızla büyürken Joey'in solukları sesiyle henüz bütünleşmemiştir. Bazen nefes verdiği anda küçük çığlıklar atar, bazen de çığlıkları öyle uzun sürer ki nefessiz kalır. Nefesi ve sesi arasındaki uyumsuzluk Joey için "rüzgarın ve uğultunun birbirinden ayrıldığı bir fırtına" gibidir. Her biri kaybolmuş eşini arar. Aynı şekilde Joey'in kol ve bacaklarının hareketi de uyumlu değildir. Joey için dünya parçalanmaktadır.

Açlığı büyüdükçe içinde biryerlerde "bir merkez"de lokalize olmaya başlar. Joey henüz bunun sadece kendine ait bir merkez olduğunun farkında değildir, bu ona göre tüm evrenin merkezidir. İki şey olur. İlk olarak bir açlık duygusu rahatsızlık biçiminde yükselmeye başlar. Sonra açlık ağrısı Joey'in sinir sistemini zorlamaya başlar. Joey kendini tam anlamıyla bir ağlamaya bırakır. Ağlamak bir düzensizlik aşaması değildir. Bu merkezi sinir sisteminin ayrı bir düzenlemesidir. Bu yeni ağlama hali derin ve güçlü soluk alıp vermelerle seyreder. En sonunda sesi ve nefesi bir uyum haline ulaşmıştır. Parçalanan herşey merkezde toplanmış ait oldukları parçaları bulup birleşmişlerdir. Ağlama hali daha da yükseldiğinde Joey'in tüm etkinlik ve deneyimlerini yutar. Ağlayıştaki güçlü patlamalar Joey'in acıdan kaçınmasını sağlamaktadır. Şimdi bir deneyimi pasif olarak yaşamak yerine koordineli bir biçimde eyleme geçmektedir. Herşey patlamakta ve dışarı fırlatılmaktadır.

Joey'in düzenli ağlaması açlıkla baş etmesine iki yolla yardımcı olur. Hem ailesini çağırmaya yarayan çok iyi bir sinyal hem de açlık duygusunun verdiği rahatsızlığı azaltan bir yöntemdir.

Açlık Fırtınası Bitiyor: 7:25

Joey'in ağladığını duyan annesi odaya girer. Onunla yumuşak ve rahatlatıcı bir sesle konuşur. Onu kucağına alır ve gömleğinin düğmelerini açmaya başlar. Memesini çıkarır ve Joey bu memeyi emmeye başlar. Annesinin gelişi Joey'in dünyasına dört yeni element getirmiştir. Bunlar; ses, dokunma, hareket ve yeni bir pozisyon. Bu dördü birbiriyle örtüşerek engin boşluğu bir kenara iterler.

İlk olarak annesi odaya girerek Joey'e seslenir ve onunla emzirme başlayana dek konuşur. Bu konuşmada önemli olan sözler değil müziktir. Bu müzik Joey'i sakinleştirir ve onu nazikçe sarar. Annesi onu emzirmeye hazırlamak için "annelik içgüdüsü"nü kullanır ve onu kucağına alır ve emzirmeye hazır olduğunda onu yatay hale getirir. Bu basit hareket Joey'in dünyasını tam anlamıyla değiştirir. Onu kucağına almak için annesinin ona dokunması gerekmiştir. Dokunma zarftaki dördüncü bileşendir. Annesi onu kucağına aldığında göğsünü göğsüne, başını da omzuna dayamıştır. Bu iki şeyi canlandırır. Bunlardan biri ventral-ventral temasıdır ki bu her yaştaki insanı sakinleştirecek bir eylemdir. İkincisi bu kucaklama Joey'i bebekler için çok özel olan dik konuma getirmiştir. Bu konumda Joey'in kasları ona alanda güçlü bir duruşu olduğu geribildirimini vermektedir. Fiziksel olarak susmuş fakat etrafındaki uyaranlara karşı daha açık ve duyarlı hale gelmiştir. Bu duruş ve kucaklanmış olmak Joey'e "Herşey değişiyor ve normale dönüyor" demektedir.

Hareket zarftaki dördüncü bileşendir. Annesi onu kucaklamak için hareket ettirmiştir. Aynı zamanda sallamaktadır da. Joey'in önceden algıladığı patlayıp duran dalgalar ve parçalanma hissi yerini düzenli ve gerçek bir harekete bırakmıştır. Bu da Joeyin ağlama hareketinin gücünü azaltır. Joey sıkıntıda olduğu zaman annesinin bu müdahelesinin geleceğini öğrenmeye başlamıştır. Gelecek zamanla ilgili beklentiler oluşturmaya başlar. Bu yaşta bebekler acıktıklarında ve ağlamaya başladıklarında annelerinin odaya girmesiyle susarlar. Bu beklentilerin karşılanmasıyla ilgilidir. Joey'in dünyasındaki tüm bu değişimlere karşın açlık bakidir. Joey'in meme ucunu ağzına alması gerekmektedir. Bu eylem koreografisi çok başarılı bir dans gibidir. Açlık Joey'in arayışını ileri götürür. Açlığını fırtınanın merkezinde algılar. Aradığı meme ise bu zarfın içinde biryerlerdedir. Temas ve kenetlenme sonucunda meme ucu artık ağzındadır. Açlığının bedensel duyumu ve ağzı arasındaki temas anında Joey emmeye başlar. Emme genetik olarak sahip olduğu bir yetenektir. Tüm bebeklerin emme biçimleri az çok birbirlerine benzer.

Burada iki şey olur. Birincisi emme hareketi Joey'in bedenine yeni bir ritim kazandırır. İkinci olarak da Joey yutmaktadır. Yuttuğu ılık sıvı fırtınanın tam merkezine akarak ihtiyacını karşılar. Bu yaştaki aç bir bebek süt emdiğinde açlık hissi iki yolla tatmin olur. İlk aşamada duyduğu güçlü ihtiyaç yüzünden tam bir konsatrasyonla emer ve akut aşama geçmiş olur. Sonraki daha uzun ama daha az şiddetli olan aşamada ise bebek sakin ve tutarlı bir hıza ulaşarak sütün geri kalanını emer, ama bunu yaparken daha az dikkat ve heves gösterir. Geri kalan dünyanın rahatladığını ve huzura kavuştuğunu hissettikçe kendi kasları da gevşer. Açlık tatmininin ikinci aşamasında Joey çevresindeki dünyaya karşı da açılmaya başlar.Akut aşama geçtikten sonra emerken dinleyebilir ve görebilir. Anneler bu sırayı sezgisel olarak bilirler ve ilk aşamada emzirmeyi bölecek birşey yapmamaya çalışırlar.

Bu yaştaki bebekler farklı bilinç hallerinden geçerler. Geçtikleri bilinç halleri birbirinden oldukça ayrı ve uzaktır. Birinden diğerine büyük bir hızla geçerler. Joey'de açlık halinden dünyaya böyle bir dönüş yaşamaktadır. Sakinleşerek değişen dünyaya girerken Joey çoğunlukla annesinin yüzüne bakar. Yüz tam olarak doğru mesafede, bebeğin en iyi odaklanabileceği uzaklıktadır. Tatmin olmuş olan Joey annesinin yüzündeki çizgilere ve uçuşan hacimlere dalar. Şimdi içsel tatminiyle annesinin görüntüsü arasında bir ilişki kurmaya başlar. Bu ona bir canlanma hali getirir. (Elbette ki başka bir gün doyurulduktan hemen sonra uykuya da dalabilirdi.) Tatmin-zevk-canlanma ve annesinin varlığı, yüzü ve hareketleri arasındaki yaşamsal bağlantı şimdi ve sonrası için de kurulmuştur. Bebeğin annesinin zihinsel temsilini oluşturmaya başladığını sanıyoruz. Bu temsilin bir parçası az önce bahsettiğimiz beslenme diğerleri sıkıntıda olduğunda bebeğin sakinleştirilmesi veya onu eğlendirme çabası gibi diğer anne eylemleridir. Annesi için oluşturduğu zihinsel temsilin ilerde seveceği insanlardan beklentilerini de şekilendireceğini farzediyoruz.

ACİL BİR SOSYAL DÜNYA: JOEY DÖRT BUÇUK AYLIK

Joey yaşamının kısa fakat eşsiz bir evresine girmiştir. 8. ve 12. haftalar arasında gelişimsel açıdan büyük sıçramalar yapmış ve sosyal etkileşim kapasitesi filiz vermeye başlamıştır, sosyal gülümsemelere ve uzun göz temasları kurmaya başlamış ve ses çıkartmanın adımlarını atmıştır. Yine de en sosyal etkileşimleri acil ve ani olanlardır; yüzyüze ve "şimdi ve burda ikimiz arasında" ile sınırlıdır. Birçok anlamda bu çok özel bir sosyal dünyadır. En başta yüzün kendisi vardır. Joey için şimdi yüz görülebilecek en çekici objedir. Görsel sistemi yüzlere bakmayı geri kalan herşeyden daha zevkli bulmasını sağlar. Bu konuda da bazı tercihleri vardır; örneğin yanak ve kaş gibi yuvarlak hatları ve güçlü aydınlık-gölge kontrastlarını sever. Şimdi altı haftalıkla kıyaslarsak, çerçevenin bittiği yerlerden çok resimdeki hareketle ilgilidir.

Yüzler başka iki sebepten dolayı da özeldir. İlk olarak bir ebeveynin yüzü Joey'in yaptığı şeylere farklı tepkiler verir, bu yüzden Joey başka biriyle arasında özel bir bağ hisseder. İkinci olarak da hayatın 2 veya 3. aylarından sonra insan yüzü inanılmaz güçler barındırır. Bebeklerde sosyal gülümseme ve ses çıkartmanın tetikleyiciliğini yapar. Artık Joey de ebeveynlerinin hareketlerine karşılık verebilmektedir. Bu yeni sosyal dünyada başat olan bir diğer olay da Joey'in bakışlarını kontrol edebilmesidir. 3.5 aylık olduğunda neye, nasıl ve ne kadar süre bakacağını bir yetişkin kadar iyi denetleyebilir. Bu beceri sayesinde yüzyüze bir etkileşimi başlatabilir veya durdurabilir çünkü bakışmalar ortaktır. Ortak bakış, yani karşılıklı bakışma konuşma gibi bir etkileşimdir. Bu evrede bakışma herşeyin üzerine inşa edildiği merkezi olaydır. Gözler bizim için olduğu gibi Joey için de merkezidir. İnsanlarda bakışma olumlu ya da olumsuz duygular uyandırmaktadır. Bu yaşta Joey ve annesinin konuşacağı ve paylaşabileceği bir konu yoktur. Tek konuları şu anda yaşanan andır. Bu deneyimin tek amacı ise o deneyimde olmaktır. Bu sosyal etkileşim aynı zamanda oldukça spontandır da, her ikisi de bir sonraki adımı bilmeden hareket ederler.

Bu yoğun ilişki biçimi sadece bu yaşla sınırlı değildir. Hayat boyu devam eder. Joey'in bu evrede bu tür sosyal etkileşimlere bu kadar düşkün olmasının birkaç sebebi vardır; olgunlaşma ona bu davranışları sağlamıştır ve Joey bunları geliştirmek için bir ilgi duymaktadır. İkinci olarak da yüze dair tercihleri anne babasının hem onun sosyal davranışını tetikleyici hem de bu davranışın hedefi olarak rol üstlenmesini sağlar. Ve son olarak da Joey bu yaşta başka ne yapabilir? Sadece "Şimdi ve burda ikimiz arasında" olan sosyal etkileşimler ilgisini çekmektedir. Gelişimsel kapasitenin varolan sırası bebeğin nesnenin yaratacağı zorluk ve sorunlardan zarar görmeden sosyal etkileşime girebilmesini sağlar. Joey aynı zamanda dünyasındaki bazı şeyleri varedebildiğini ve öncü olduğunu da anlamaya başlamıştır. Kafasını çevirince gördükleri değişir, gözlerini kapatınca dünya kararır. Bu sayede bu dünyada aktif bir aktör olduğunu farketmeye başlar. Aynı zamanda annesinden ayrı bir varlık olduğunu, her ikisinin farklı sınırları olduğunun da ayırdına varmaya başlar. Annesi kıpırdadığında kendi kaslarından bir geribildirim almamakta, annesi konuştuğunda o sesleri kontrol edememektedir. Bu sayede kendine ait duygu halleri olduğunun da farkına varır.

Joey kafasında kendi de dahil insanların dünyasını oluşturmaya başlar. Joey değişen ve değişmeyenlerin farkına varır. Kendi hareketleri ve kendi duyumları kendi kontrolünde olduğu için "değişmeyen"dir. Örneğin bir kol hareketinde üç değişmeyen vardır;
(1) kolu hareket ettirme isteği,
(2) kol kaslarından gelen geribildirim,
(3) kolun hareket ettiğinin görülmesi.


Joey kolunu kaldırırken annesi yanındaysa bile bu üçünü hisseder. Bu değişmeyen grupları Joey'in kendisi ve diğerleri arasındaki farkı görmesine yardımcı olur. Bu aynı zamanda bir üçüncü olayı da ortaya çıkartır: ötekiyle kendi. Kısaca Joey sosyal dünyasını inşa etmeye başlamıştır. Şimdi içinde kendi yüzleri olan ve birbirlerini etkileyebilen ayrı ayrı insanlar vardır. Bunlar tüm bebeklerin geçmesi zorunlu olan gelişim aşamalarıdır. Bunların yokluğunda bir sorun var demektir. Örneğin otistik bebekler göz kontağı kurmayı reddederler, sadece bu bile çocuğun sosyal deneyimlerine büyük bir sınır koyar. İlgisiz, depresif veya fazla meşgul bir anne de çocuğun bu gelişimini engeller.

Bir Yüz Düeti: 9:30 A.M.

Joey annesinin kucağında oturuyor ve annesinin suratına bakıyor. Annesi ise Joey'e suratında herhangi bir ifade olmadan bakıyor. Yani, o anda annenin aklı başka yerdeymiş gibi yada başka şeyler düşünüyormuş gibi çocuğuna bakmaktadır. İlkin Joey annesinin yüzünün farklı bögelerine bakıyor ve sonunda bakışlarını annesinin gözlerine doğrultuyor. Uzun bir süre Joey ve annesi birbirlerinin gözlerine sessiz bir biçimde bakıyorlar. Bu sessizliği ufak bir gülümsemeyle ilk bozan anne oluyor ve Joey hızlı bir şekilde bu gülümsemeye karşılık veriyor. Bu şekilde ikisi de birbirinin gülümsemelerine karşılık vererek yada ikisi de aynı anda gülümseyerek belli bir süre bakışmaya devam ediyorlar.

Sonra Joey'in annesi küçük bir oyun oynamaya başlar. İlk önce suratına abartılı bir şaşkınlık ifadesi vererek Joey'e doğru eğilir ve Joey'in burnuna kendi burnunu dokundurur. Bunu yaparken güler ve küçük sesler çıkarır. Joey ise buna memnunlukla karşılık verir. Fakat burunları birbirine değdiği zaman gözlerini kapatır. Daha sonra annesi arkaya doğru çekilir ve Joey'in şüphesini arttırmak için duraksar ve tekrar burnuna dokunmak için önüne doğru eğilir. Annesinin yüzü ve sesi önceye nazaran daha sevinçli ve aynı zamanda başbelasıymış gibidir. Bu sefer Joey daha telaşlı ve heyecanlıdır. Gülüşü donmuştur ve yüz ifadesi zevk ile korku arasında gidip gelmektedir. Bu sırada Joey'in annesi Joey'deki bu değişimi ferketmiş gibi görünmemektedir. Üçüncü defa annesi burun buruna dokunmak için hada neşeli bir şekilde hamle yapar ve bu sefer "oooOH" diye ses çıkarır. Birden Joey suratı sıkılmış ve gerilmiş bir ifadeye bürünür ve aynı anda gözlerini kapatıp, yüzünü yana doğru çevirir. Annesi fazla ileri gittiğini farkederek iletişimlerini sonlandırır ve belli bir süre hiçbir şey yapmadan durur. Ve bu suskunluğu içten ve küçük bir gülümsemeyle sonlandırır. Joey ise yeniden annesiyle birleşmiştir. Her ne zaman Joey annesinin kucağına yerleştirildiğine ve annesine baktığında, annesinin suratı onun için hayatına egemen olan bir varlık olmaya başlamıştır. Ve annesinin suratı giderek artan bir şekilde Joey'in hareketlerini belirleyen güçlü bir uyaran olmuştur. Böylece Joey bir "surat dünyası"na girmiş durumdadır.

Yaklaşık 3 ay sonra, bebekler artık yüz yüze bir iletişimde ne yapılması gerektiğini bilir duruma gelirler. Eğer anneleri alışılagelmişin dışında hareker ederlerse bebekler bu durumdan rahatsız olurlar. "Durgun Yüz Prosedürü" adında çok bilinen bir deneyde çocuklarıyla iletişimde bulunan annelerden iletişimlerinin ortasında yüzlerindeki ifadeyi nötr duruma getirmelerini ve bu şekilde bebeklerine bakmaları istenmiştir. Yaşları iki buçuk aydan fazla olan bebekler bu duruma tepkilerini güçlü bir şekilde belli etmişlerdir. İlk önce yüzlerindeki gülümse kaybolmuş, daha sonra ise kaşları çatılmıştır. Annelerinin nötr haldeki olan yüz ifadelerini değiştirmek için gülerek ve el kol hareketi yaparak girişimlerde bulundukları gözlenmiştir. Ve eğer bu girişimlerde başarısız olurlarsa, sonunda mutsuz ve kafaları karışmış bir şekilde başlarını çevirmişlerdir. Joey'in durumunda ise annesinin durgun yüzü onu birkaç nedenden ötürü rahatsız etmiştir. Joey yaşayan ve sorumlu bir yüzün sihirli ses ve ışık dünyasına girmeyi beklerken annesinin durgun yüzüyle karşılaşmıştır. Joey'in annesine verdiği tepkiler sadece beklediği uyaranla karşılaşamamasının yanında annesiyle kendisini özdeşleştirmesinin bir sonucu olabilir. Annesinin durumunu anlamayacak düzeyde olan Joey sadece annesinin suratındaki belirsiz ve karmaşık ifadeyi almış olabilir. Kısaca annesinin donuk duygusal halini hissederek kendi üzerine almıştır.

Yukarıdaki gibi bir özdeşleşim prosedürü çok etkileyici olmasının yanında klinik olarakta çok önemlidir. Çünkü, çoğu psikolojik problem çocuğun depresyonda, kaygılı veya psikozlu olan ebeveynlerle kendilerini özdeşleştirmeleri sonucu ortaya çıkmaktadır. Joey şimdiden özleştirme için gerekli olan iki özelliğe sahiptir. İlk olarak doğuştan gelen ve çoğu zaman otomatik olarak yaptığı başkalarının yüz ifadelerini ve hareketlerini taklit edebilme yeteneği ve ikinci olarak, aynı yetişkinlerde olduğu gibi, duygusal bulaşıcılığa karşı hassas olma hali özdeşleşimi olanaklı kılmaktadır. Taklit etme yeteneği ve bulaşıcılık her ne kadar Joey'e annesinin kafası dağılmış ve kaygılı halinle özdeşleşim kurma imkanını vermiş olsada diğer bebekler için durum aynı olmayabilir. Örnek olarak annesi depresyonda olan bir bebek çoğunlukla canlılık ve sevinç için annesiyle birebir temasta bulunmaktan kaçınabilir. İhtiyacı olan uyaranı almak için dikkatini başka yerlere çevirebilir veya antidepresan bir ilaç şeklinde annesini neşelendirmek için annesinin kıyafetlerini çekmek gibi alışılagelmişin dışında bir şekilde davranabilir.

Joey'in annesiyle karşılıklı bakışmaları Joey'in annesinin canlılığını anlamasında önemli bir yere sahiptir. Canlanma kendini sevgi dolu veya düşmanca bir şekilde belli eden büyüyen bir şekilde hareket etmeye hazırlık hali olarak belli eder. Bebeklerde çoğu insanda olduğu gibi karşısındaki insanın canlılık seviyesindeki inişleri ve çıkışları nefes almadaki değişikliklerden, görsel ilgideki ani kaymalardan ve gözlerin ve ağızın ince harekerlerinden anlarlar. İşte Joey'in annesinin canlılık seviyesini anlaması ve ona göre davranması yukarıda anlatılan bu deneyim sayesinde olur. Anne de Joey'in bu davranışlarına karşılık verir ve bütün dikkatini ona yönelterek güler. Bu gülme esnasında Joey annesinin ağzının gülmesinin suratında yarattığı her değişimi dikkatlice izler. Buna ek olarak, Joey annesinin suratındaki her değişimi annesinin hayat enerjisinin geri gelişi olarak algılar ve bu da Joey'i doğrudan ve aniden etkiler. Bu etki kendini Joey'de bir gülümsemeyle birlikte gelişen rahatlama olarak kendini gösterir. İşte karşılıklı gülümseme düeti kendini yeniliyerek devam eder. Annesi güldüğü zaman Joey'de de bir gülümseme oluşur ve bu gülümse annenin yeniden gülümsemesini sağlar. İşte bu beraber yaptıkları düete "kovalama ve yakalama oyunu" denir. Anne ve bebeği arasındaki bu düet 3 aydan sonra sıradan bir hale gelir. Bu düetin müziği kendini karşılıklı olarak gülümsemenin yanında yine karşılıklı olarak sesler çıkarmak olarak da gösterebilir. Bu düet bebeğin iki insan arasında gerçekleşen iletişimin yürütülmesi için gerekli olan kurallardan ilkini öğrenmesini sağlamaktadır.

Ayrıca Joey artık kendini bir hedefe ulaşmak için ilk adımı atan olarak düşünmeye başlamıştır. İşte kendini davranışlarının baş aktörü gibi görmesi bu ayın sonlarında gerçekleşmektedir. Ayrıca Joey işte bu zaman dilimi içerisinde, annesinin kendinden ayrı ve farklı bir aktör olduğunu da anlamaktadır. Bu, genellikle eylemi başlatan ve eylemin objesi olan Joey'e göre çok nettir. Örnek olarak karşılıklı gülümseme eyleminde olduğu gibi eğer ilk önce anne gülümsediyse Joey obje olmakta, tam tersi olarakta ilk Joey gülümsediyse anne obje olmaktadır. Fakat Joey işte bu ileri ve geri şeklinde gerçekleşen gülümseme eyleminin birleşik olarak başlatıldığının muhtemelen farkındadır. İşte bu örnekte görüldüğü gibi birleşik olarak başlatılan ve ortak yaratılan birçok eylem vardır. İşte bu eylemler bağlanmanın temelini oluşturmaktadır.

Joey'in gülümsemesine karşılık vererek gülümsemek yerine anne ilişkilerini bir seviye üste taşır ve daha yoğun bir ilişki kurmak için abartılı ve alaycı bir şekilde taklit yapmaya başlar. Genelikle anneler bu hareketi bebekleri daha çok harekete geçirmek için yaparlar. Anne kafasını yukarı ve aşağı hareket ettirir, kaşlarını yukarıya doğru hareket ettirir, gözlerini genişletir ve ağzını açar. Aynı zamanda Joey'in suratına yaklaşırken annenin yüzünde yepyeni bir ifade belirir. Bu hareketin etkisi genellikle dramatik olur. Bebek daha çok uyarana maruz kaldığı zaman, daha çok hareketlenir ve heyecanlanır. Joey'in durumunda olduğu gibi, anne uyarıcının seviyesini gülümsemeden içinde sesin ve fiziksel hareketin olduğu taklit sürprizine yükseltmiştir. İşte bu taklit sürprizi anne ve çocuk arasında özel bir oyunun başlangıcını işaret etmektedir. Annenin ileriye doğru hamlesi, yüzünün şekli ve sesin oyunun içinde yer alması ve sonunda annenin çocuğun burnuna burnunu değdirmesi ve çocuğu bir üst seviyeye hazırlamak için yaptığı şüpheli duraksamalar işte bu özel oyunun parçalarıdır. Görüldüğü üzere amaç eğlenmek olsa bile bu bazı kurallara uyarak gerçekleşmektedir.

O halde oyunun içindeki hamleler bebekte canlılık yaratacak kadar yaratıcı olmalıdır. Fakat bu hamleler gereğinden fazla uyarıcı olmamalıdır çünkü bu sefer de bebek düzensiz, karmaşık bir hal içine girebilir veya fazla heyecanlanabilir. Bütün bu hareketler bebeği uygun bir zevk ve heyecanlanma aralığında tutmak için dengeli bir biçimde yapılmalıdır. Ayrıca anneler her seferinde aynı hareketleri yapmamalıdır, çünkü bebekler çabucak bu hareketlere alışabilirler ve bunun sonucunda sıkılabilirler. Ama Joey'in annesi, diğer annelerde olduğu gibi bu hareketleri düşünerek yapmamaktadır. Daha çok bu sezgisel ebeveyn davranışın bir parçasıdır. Bu davranışlar sezgisel olmanın yanında aynı zamanda da biolojik olarakta uygun davranışlardır. Evrim doğal olarak ebeveyn davranışını bebeklerin işitsel tercihlerini tamamlayıcı bir biçimde sekillendirmiştir.

Joey gibi bazı bebekler tolere edebilecekleri heyecanın son raddesine kadar oynamayı severler. Bu tehlikeyle flört etmeye benzer. Yukarıda belirtilen burun buruna oyunu esnasında anne tarafından yapılan her hamle Joey tarafından onu heyecanlandıran bir rüzgar dalgası olarak hissedilir. Eğer ayağa kalkıp bu dalganın üzerine binerse, kazanacağı hız heyecan verici olmaktadır. İşte annenin Joey'e ilk ve ikinci yaklaşımı bu rüzgardaki dalgalanmaları yaratmaktadır. Annenin üçüncü hamlesinin etkisi çok kuvvetlidir ve Joey ikinci hamlenin yaratmış olduğu rüzgar dalgasından hala kurtulamamış ve dengesiz durumdadır. İşte bu yüzden Joey'in heyecanı henüz kendi kontrolünde değildir. Açıkça görüldüğü üzere anne üçüncü hamleyi yaptığı anda artık Joey uyaranı kontrol edebilecek durumda değildir. Uyaran Joey için uygun aralıkta olmadığından bu Joey'i ezici, korkunç ve altüst bir durumun eşiğine getirmiştir.

Aşırı bir uyaranla karşılaştığında Joey'in basit seçenekleri vardır. Bunların içinde en basidi başını çevirmek ve bakışlarını anneden uzaklaştırmaktır. Bu hareket 3 amacı başarmış olur. Birinci olarak uyaranın kaynağı görüş aralığından çıktığı için artık onu doğrudan etkilememektedir. İkinci olarak Joey dikkatini verebilmek için ona daha az heyecan verebilecek herhangi bir şeyi seçebilir. Ve, üçüncü olaraksa annesine ne yapması gerektiği konusunda bir sinyal göndermiş olur. Ebeveynlerin hareketlerini ayarlamaları için bu tür geribildirimlere ihtiyaçları vardır. Joey'in annesinin bu hatası bebek için çok değerlidir. Çünkü bu yolla bebek çeşitli olaylarla ve insanlarla başetme yolları geliştirmiş olmaktadır ki, bu küçük bir ders değildir. Annenin bu yanlış hesabı Joey için bir travma veya trajedi değildir. Tam aksine Joey durumu iyi idare etmiştir ve belli bir zaman sonra iletişime, nazik bir şekilde yani uyaran seviyesi düşük bir şekilde, davet edilmeye hazırdır. Annesi durumu anlamış, belli bir süre duraksadıktan sonra fısıltı ve küçük bir gülümsemeyle Joey'i iletişime davet etmektedir. Ve, böylece Joey sosyal etkileşime geri dönmektedir. Daha sonra artık birbirlerine nasıl sinyal göndereceklerini ve gerekli ayarlamaları yapabileceklerini bildikleri için ilişkilerini yeniden ele alacak ve yeni bir doğaçlama oyuna başlayacaklardır.

Zaman, Alan, ve Akış: Öğlen

Pazar sabahı daha sonra, Joey'in babası onu aile dostlarının evine ara öğüne götürür. Annesi daha sonra gelecektir. Babası onu kalçasında taşımaktadır. Aile dostlarının evlerine vardıklarında babası Joey'i suratı odadaki insanlara dönük olacak şekilde kucağına oturtur. Ve bir sohbet başlar. Bazen Joey konuşmalara belirsiz şekilde katılır, bazen pencereden dışarı bakar ve bazen de dikkatini odada yüksek sesle kahkaha atan bayana kaydırır. Fakat sonra yine babasına döner.

Görsel olarak konuşmak gerekirse, bir insan öne doğru yürüdüğü zaman etrafındaki alanın anlamlı bir şekilde organize etmektedir. Joey'in babası odadaki birisine merhaba demek için harekete geçtiğinde doğal olarak hareketinin yarattığı bir boşluğun içindeki görsel akışı deneyimlemiş olur. Ama aynı şey Joey için geçerli değildir çünkü o henüz yürüyememektedir ve babası tarafından taşınmaktadır. Öyle görülüyor ki insanın görsel sisteminin gelişimi, hareket halindeyken alanı görsel bir akış içinde görmesi, ancak insanın kendi kendine bir yerden bir yere gitmesiyle mümkün olmaktadır. Bu durumda Joey göreceli olarak kaotik bir dünya içindedir. Joey insanları ve objeleri, onları sanki gezegenler, aylar ve kuyruklu yıldızlarmışçasına algılamaktadır. Joey'e göre uzaysal (mekansal) değişim karmaşık bir haldedir. Fakat bu onu rahatsız etmemektedir. Şu anda dünya onun için bu şekildedir. Joey mükemmel olarak hareket ettiğini bilmektedir. Onun bu pasif hareketi alanı iyi bir şekilde organize edemiyor olda bile onun işleyen vestibular sistemi ona ne zaman hareket ettiğini ve ne zaman onun ve babasının durduğunu söylemektedir. Ve sandalyeye oturdukları zaman Joey adı hareketsizlik olan yeni bir referans noktası edinmiş olur.

Joey'in zamanla ilgili dünyasında bir saat zamanı ve de öznel zamanı vardır. Saat zamanı daima aynı hızda ilerler ve hiçbir zaman durmaz. Öznel zamanı ise iki misli geri kalmış olabilir ve hafızada olayları yeniden tekrarlıyor olabilir. Öznel zaman bazen hızlı bazen de yavaş ilerleyebilir. Ve öznel zaman da boşluklar olabilir. İlk olarak öznel zamanın sürekliliği yoktur. Akış, gerçek saat zamanında bilinçli akışın durmasıyla ve aniden başka noktada yeniden belirmesiyle, boşluklarla doludur. İkinci olarak aynı anda iki zaman dilimi içinde olunabilir. Üçüncü olarak aynı anda birden fazla yerde olunabilir. Ve son olarak sürekli olmayan hareketlerden ve farlı zaman dilimlerinden, yerlerden parçalar alıp, onları dokuyarak belirli bir zamanda olmuş mantıklı ve tutarlı bir hikaye oluşturulabilir. Fakat Joey olayları birbirine bağlı olmadan ve dağınık bir şekilde deneyimlemektedir. Joey'in dünyasındaki her farklı ilgi odaklarının ve farklı deneyimlerinin onun anılarında muhtamel boşluklar yaratmaları olasıdır. Yetişkinlerin aksine bebekler içinde bulundukları anı bu boşluklardan rahatsız olmadan geçirirler. Bu durumda Joey'in en az 8 birbiriyle bağlantılı olmayan deneyimi olmuştur. Örnek olarak, babası tarafından taşınması; odanın içine hareket etmesi; durması ve oturması; camdan dışarı bakması ve sabah odasının duvarındaki gün ışığının yansımasını hatırlaması bu deneyimlerden bazılarıdır. Bu deneyimlerin herbiri onun öznel zamanında ayrı ayrı mevcuttur.

Dört buçuk aylıkken Joey yeni yeni iki farklı şeyi aynı anda dikkate alabilmektedir. Fakat, Joey geçmiş bir olayı şimdikiyle aynı anda deneyimliyememektedir. Örnek olarak, Joey pencereden dışarı bakarken aklına sabah gün ışığının duvarındaki yansıması gelmiştir. İşte bu gün ışığı anısı Joey'in aklında bir "imge" olarak belirmektedir ve bunu pencere imgesiyle karşılaştırmaktadır. Fakat Joey bu imgelerden birinin anı olduğunun farkında değildir. Bu durumda Joey'in gerçekle bağı kopmamıştır yada halüsinasyon görmemektedir. Veya hatırladığı ve algıladığı imgeler arasında kafası karışmamıştır. Sadece iki farklı zihinsel olayı anda yaşamaktadır. Çünkü hatırladığı imge Joey için burada ve şimdi olarak yaşanmakta ve bunu öznel bir anı olarak algılamamaktadır. Basitçe Joey'in, yetişkinlere nazaran, şimdiki zamana ait olan olaylara toleransı daha yüksektir. Ve, yetişkinler tarafından varsayılan tutarlı zaman çizgisinin aksine Joey'in şimdiki zamanı güçlü farklılıklarla doludur. Joey, dört yaşına gelene kadar, şu andaki sekiz farklı deneyimini zamanın içinde tutarlı bir sıraya oturtamayacaktır. Zaman ve mekan, insan veya değil, tüm canlıların uyması gereken kurallar arzeder. Fakat Joey bu yaşta özellikle insanların yaptığı şeylere karşı duyarlıdır. Örneğin bir konuşmanın uzamsal akışını takip edebilir çünkü insan sesi onun için önemlidir.

Elbette ki Joey konuşmanın kelimelerini değil bütün olarak sesini izlemektedir. Joey sadece müziği duyup sözleri anlamadığı için neyin uyumlu olduğuna dair yetişkinlerden daha farklı bir duyarlılığa sahiptir. Örneğin, kadın kahkahaları onu çok rahatsız eder. Yetişkinler içinse bu kahkaha anlaşılabilir birşeydir. Fakat Joey bunu melodiyi bozan güçlü ve keskin bir nota gibi algılar. Joey'in rahatsızlığı öyle güçlüdür ki bunu babası bile farkeder ve onu kendine çekip sakinleştirir. Sakileşen Joey müziği dinlemeye devam eder. Bu durumda yetişkinler bir olayı yani kadın kahkasını tamamen sosyal bir bağlam içinde değerlendirirler. Bu şekilde bakınca kahkahası uygundur ve nasıl güldüğü küçük bir ayrıntıdan ibarettir. Sadece Joey onun kahkahasını rahatsız edici bir olay olarak görmektedir. Annesi, babası veya başka bir bakıcıyla arasındaki fiziksel temas Joey için "ta orda" olandan daha farklı bir anlam teşkil eder. Bu duygusal ilişkinin kurallarının geçtiği ayrıcalıklı bir bölgedir. Bu bölgede düzenlenen yön veya mesafe değil güvenlik, rahatlık ve yakınlıktır.

Aynı şekilde bir bebek anne veya babasıyla yüzyüzeyken zamanı da farklı algılar. Bebeğin ilgisi ebeveynle olan aktif bağlanmaya odaklanmıştır ve bu ilgi dağılana kadar uzun süre tek bir zaman vardır. Şu anda Joey ve babası arasında bu tür bir zaman geçmemekte o yüzden Joey zamanı daha parçalı ve daha kesintili algılamaktadır. Anne babalar bu anlamda çocuklarının kendi öznel deneyimlerini ayrı bir zeminde oluşturabilmesi için fırsat tanıma olasılığına sahiptir.

Görüntüleme Sayısı : 3500
Kemal Sayar Kemal Sayar Valid CSS!
Copyright © 2013-2017 Kemal Sayar Tüm hakları saklıdır. © Web Tasarım